Bu işe ilk başladığımda iyi bir videographer olmanın yolu bana göre netti: iyi ekipman, doğru ışık ve temiz kurgu. Zamanla şunu çok net fark ettim; bunların hepsi önemli ama asıl farkı yaratan şey iletişim.
Müşteriler çoğu zaman ne istediklerini tam olarak ifade edemiyor. Kafalarında bir his var ama kelimeye dökemiyorlar. Videographer olarak bizim işimiz sadece çekmek değil, doğru soruları sorup onları anlamak. Aksi halde ortaya çıkan iş kimseyi tatmin etmiyor.
Çekim günü iletişim daha da kritik hale geliyor. Stres, zaman baskısı ve beklenti aynı anda var. Böyle anlarda sakin kalabilmek, ekibi ve müşteriyi doğru yönlendirebilmek işi kurtarıyor. Kamera arkasında aslında insan yönetiyorsun.
Revize süreci de işin önemli bir parçası. Bu noktada savunmaya geçmek yerine anlatmayı ve dinlemeyi seçtiğinde süreç çok daha sağlıklı ilerliyor. İyi iletişim, küçük problemleri büyümeden çözüyor.
Bugün şunu net söyleyebilirim: İyi iletişim, ortalama bir çekimi yukarı taşır; kötü iletişim ise çok iyi bir işi bile zora sokar. Bu yüzden videographer’lığı sadece teknik değil, insanlarla kurulan bir iş olarak görüyorum.