Yedifark Logo
Dikey Video Çağında Videographer Olmak

Bu işe ilk başladığımda video benim için hep yataydı. Kamerayı elimize alır,
geniş planlar kovalar, her şeyi kadraja sığdırmaya çalışırdım. Sonra bir gün fark
ettim ki herkes videoları telefonu dik tutarak
izliyor. Instagram, TikTok, Reels derken oyunun kuralları sessizce değişmişti.

Dikey video çekerken hata yapma lüksün çok az. İzleyicinin seni izlemeye
karar verdiği süre 2–3 saniye. O yüzden artık çekime başlamadan önce
kendime şunu soruyorum: Bu videoyu neden izlesinler? Eğer bu sorunun
cevabı yoksa, görüntü ne kadar güzel olursa olsun boşa gidiyor.
Kadraj anlayışım da zamanla değişti. Eskiden arka planı doldurmaya çalışırken,
şimdi konuyu olabildiğince net ve güçlü göstermeye odaklanıyorum. Daha az
detay, daha net hikâye. Bu da beni sadece görüntüye değil, anlatmak istediğim
mesaja daha çok odaklanmaya itti.
Bir de müşteri tarafı var. Artık kimse sadece “güzel video” istemiyor. Video
nerede paylaşılacak, kim izleyecek, kaç saniye olacak… Bunları bilmeden
çekim yapmak neredeyse imkânsız. Videographerolarak sadece kamera
arkasında değil, masanın diğer tarafında da düşünmem gerekiyor.
Ekipman konusunda da bakış açım sadeleşti. Büyük setuplar yerine hızlı
kurulan, pratik çözümlerle çalışıyorum. Çünkü dikey video dünyasında hız çok
önemli. Trend bugün varsa, yarın geç kalmış oluyorsun.
Bugün dönüp baktığımda şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Dikey video beni
kısıtlamadı, aksine geliştirdi. Daha hızlı düşünmeyi, daha net anlatmayı ve
izleyiciyle daha doğrudan bağ kurmayı öğretti. Bu çağda videographer olmak
biraz da değişime direnmemeyi kabul etmek demek.
Ve bence asıl mesele şu: Kamera yatay mı dikey mi değil… Hikâyeyi izleyen
kişiye gerçekten geçirebiliyor musun?