Doğru bir fikir çoğu zaman ilk anda alkışlanmaz. Hatta çoğu büyük fikir, ortaya çıktığı anda
reddedilir, küçümsenir ya da kimsenin ciddiye almadığı bir “tuhaflık” gibi görülür. Fikir sahibi
anlatmaya çalışır, insanlar dinler ama anlamaz; anlamadıkça da “bu olmaz” demek
kolaylarına gelir. Oysa tarihin bize tekrar tekrar gösterdiği bir şey var: Doğru fikrin kaderi, ilk
kabul değil; onu savunan kişinin ısrarı tarafından belirlenir.
“Bu Olmaz” Denilen Fikirlerin Yolculuğu
Airbnb’nin kurucuları yatırımcı kapılarını çaldığında duydukları cümle hep aynıydı: “Kim
evinde yabancıyı ağırlamak ister?” Bugün ise milyonlarca insan, seyahat ettiği şehirlerde tam
da bunu yapıyor. J.K. Rowling, Harry Potter’ı yayınevlerine gönderdiğinde tam 12 kez
reddedildi. “Büyücülük kitabı mı? Çok niş, satmaz.” dediler. Ama bir tek yayınevi, o fikrin
taşıdığı kıvılcımı fark etti ve geri kalan her şey edebiyat tarihine yazıldı.
Spotify’ın kurucusu Daniel Ek, müziğin satın alınarak değil, erişimle tüketileceği bir dünya
hayal ettiğinde plak şirketleri bu fikre karşı çıktı. “Kim albüm sahibi olmaktan vazgeçer ki?”
diye sordular. Şimdi ise müzik endüstrisinin nefes borusu tam olarak bu model.
Netflix de benzer bir yoldan geçti. DVD’leri posta yoluyla kiralama fikri ciddiye alınmadı, hatta
dalga geçildi. Bugün Netflix global bir dev; Blockbuster ise sadece bir anı.
Anlaşılmamak Yanlış Olduğun Anlamına Gelmez
Bütün bu hikâyeler bize aynı şeyi anlatıyor: Bir fikrin reddedilmesi, onun yanlış olduğunu
değil; henüz anlaşılmadığını gösterir. İnsan zihni yeni olana karşı temkinlidir, alışkanlıklar
güçlüdür ve dünya bazen doğru fikrin geldiği hızda değişmeye hazır değildir.
Bu yüzden çoğu zaman fikri ileriye taşıyan şey alkış değil, ısrar olur. Fikir sahibi etrafındakiler
görmese de o görmeye devam ettiği için yol ilerler. Red alır, tekrar dener; anlamayanlarla
karşılaşır, yeniden anlatır. Fikrinin doğruluğuna duyduğu inanç, dışarıdan gelen şüpheden
daha yüksek sesle konuşmaya başladığında ise yol kendini açmaya başlar.
Doğru Fikir, Pes Etmeyen Birini Arar
Bugünün dünyasını dönüştüren çoğu fikrin ortak noktası budur: İlk seferde hiçbir şey kolay
olmadı. Ama bir kişi, sezgisine güvenmeyi seçti. Eğer içine doğan bir fikrin doğru olduğuna
inanıyorsan, onun en önemli savunucusu sensin. Belki insanlar anlamayacak, belki kapılar
kapanacak, belki “olmuyor” diyenler olacak ama doğru fikirler tam da böyle zamanlarda
sınanır.
Kısacası, bir fikir sana ısrarla doğru geliyorsa, bu ısrarın bir nedeni vardır. Onun peşinden git;
dünya bugün görmese bile, yarın mecburen görecektir.
GÖKÇE T.